OLAĞANÜSTÜ HAL KAVRAMI, UYGULAMA VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

OLAĞANÜSTÜ HAL KAVRAMI, UYGULAMA VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

OLAĞANÜSTÜ HAL KAVRAMI, UYGULAMA VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

1. Genel Olarak;

15 Temmuz 2016 tarihinde Ülkemizde meydana gelen terör olayları ve sonrasında Ülkede yaşanan olağandışı durumlar, 20 Temmuz 2016 tarihinde toplanan Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı ve akabindeki Bakanlar Kurulu Toplantısı ile "Olağanüstü Hal" olarak değerlendirilmiş, 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile alınan "Olağanüstü Hal Kararı" 21 Temmuz 2016 gün ve 29777 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış ve yine 21 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunulmuştur.

15 Temmuz gecesi başlayan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bombalanması gibi hiçbir şekilde kabulü ve karşılıksız bırakılması mümkün olmayan terör olayları, esas itibariyle Ülkemizin ve hatta dünya üzerinde herhangi bir ülkenin karşılaştığı mahiyette bir terör olayı değildir. Ülke genelinde meselenin soruşturulmasına devam edilmektedir. Olayların adli makamlarca etkin şekilde soruşturulacağına, sorumluların bulunacağına ve Anayasa ve Kanunlar çerçevesinde cezalandırılacağına ilişkin en küçük bir tereddüdümüz dahi bulunmamaktadır. Olayları araştırmak ve sorumlularını cezalandırmak, Türk Yargısının görevidir ve siyasi irade de, yaptığı açıklamalar ve alınan Olağanüstü Hal kararı ile bu soruşturmaların etkin şekilde yapılmasına ilişkin kararlılığını ortaya koymuştur.

Uzun zamandır Ülke gündeminde bulunmayan Olağanüstü Hal kavramı ile yeniden karşılaştığımız bu dönemde hazırlanan çalışmamızda, genel itibariyle Olağanüstü Hal kavramının hukuki niteliği ile 3 aylık süre ile alınan bu karar kapsamında vatandaşların yükümlülüklerine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

2. Olağanüstü Hal Kavramı ve Türk Hukukundaki Yeri

Bilindiği üzere Anayasalar, bir ülkede erklerin kullanımı, vatandaşların hak ve hürriyetleri ile bu hürriyetlerin kullanımına ilişkin usul ve esasları düzenleyen metinlerdir. Bir ülkenin temel kurallarını düzenleyen metin olması sebebiyle Anayasalarda, hem olağan dönemlerde ve hem de olağandışı dönemlerde hukukun ülkede ne şekilde uygulanacağına ilişkin düzenlemelere yer verilir. Nitekim 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda da olağan dönemlere ilişkin düzenlemelerin yanında, Olağanüstü Hal, Sıkıyönetim, Seferberlik ve Savaş Hali gibi olağanüstü yönetim usullerinin gerekli olduğu dönemlerde uygulanacak kurallara yer verilmiştir. 1982 Anayasasında olağanüstü yönetim usulleri Savaş Hali, Seferberlik, Sıkıyönetim ve Olağanüstü Hal olarak sayılmış olup, bu yönetim usullerinin her birinde temel hak ve hürriyetlere ilişkin farklı sınırlamalar öngörülmüştür. Olağan yönetim usulleri gibi, olağanüstü yönetim usulleri de şartlarının mevcut olması haliyle tümü ile hukuki yönetim usulleridir. Bu iki usulde temel farklılık hak ve hürriyetlerin kullanımı ve sınırlandırılmasına ilişkindir.

Olağan dönemlerde temel hak ve hürriyetlerin kapsamı ve sınırlandırılmaları, Anayasanın 12, 13 ve 14. maddelerinde düzenlenmiş, 13. maddede "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." hükmüne yer verilerek ana kaide konulmuştur. Bu kapsamda sözgelimi Anayasanın 21. maddesinin ilk cümlesinde, "Kimsenin konutuna dokunulamaz." hükmüne yer verilerek konut dokunulmazlığı hakkı tüm vatandaşlara tanınmış, maddenin devamında "... Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin konutuna girilemez, arama yapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar." düzenlemesi ile bu hakkın sınırlama sebepler ve güvenceleri düzenlenmiştir. Bu kapsamda konut dokunulmazlığı hakkı olağan dönemlerde yukarıda belirtilen şartlarda ve mutlaka bir kanunla düzenlenmek kaydıyla sınırlandırılabilir.

Olağanüstü yönetim hallerinde ise, olağan durumlardan farklı olarak temel hak ve hürriyetlerin daha geniş sınırlandırılması ve bir kısım hakların askıya alınması mümkündür. "Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanımının Durdurulması" başlıklı Anayasanın 15. maddesinde, " Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.

Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez, suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." hükmü ile olağanüstü yönetim usullerinde hakların hangi kapsamda sınırlandırılabileceği düzenlenmiştir. Olağanüstü yönetim usullerinde, yaşama, maddi ve manevi varlığın korunması, düşünce ve kanaatleri açıklamaya zorlanama ve dürüst yargılanma hakkı dışında diğer temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması mümkündür.

15 Temmuz ve sonrasında gündeme gelen olaylar, esas itibariyle Anayasa m.122'de düzenleme bulan sıkıyönetim şartlarını taşıyor olsa da, Milli Güvenlik ve Bakanlar Kurulu tarafından daha hafif sınırlamaları içeren Olağanüstü Hal uygulaması tercih edilmiştir.

Olağanüstü Hale ilişkin temel düzenlemeye Anayasanın 119, 120 ve 121. maddelerinde yer verilmiş ve esas itibariyle iki halde olağanüstü hal uygulaması yapılabileceği düzenlenmiştir. Bunlardan ilki, tabi afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım durumunda, ikincisi ise Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması halinde tatbik ortamı bulabilecektir.

Anayasanın 119. maddesinde tabi afet ve ağır ekonomik bunalım sebebiyle Olağanüstü Hal ilanı, "Tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir."; şeklinde, şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması sebepleriyle olağanüstü hal ilanı ise 120. maddede, "Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddî belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması hallerinde, Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Millî Güvenlik Kurulunun da görüşünü aldıktan sonra yurdun bir veya birden fazla bölgesinde veya bütününde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilân edebilir." şeklinde düzenlenmiştir.

Bakanlar Kurulu tarafından Olağanüstü Hale karar verilmesi halinde bu karar Resmi Gazetede yayımlanır ve derhal TBMM onayına sunulur. TBMM tarafından Olağanüstü Hal süresi değiştirilebilecek olup, sürenin sonunda azami dört aylık sürelerle Bakanlar Kurulu'nun istemi üzerine uzatılabilir veya kaldırılabilir. Olağanüstü Hale ilişkin ayrıntılı düzenlemelere 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nda yer verilmiş olup, aşağıda Kanuna ilişkin bir kısım açıklamalara yer verilmiştir.

3. Olağanüstü Dönem Kanun Hükmünde Kararnameleri

Kanun Hükmünde Kararname genel tanım olarak yasama organının, yani TBMM'nin konu, süre ve amacı belirleyen bir yetki kanunu ile verdiği yetkiye veya doğrudan doğruya anayasadan aldığı yetkiye dayanarak, hükümetin çıkardığı, maddi anlamda kanun gücüne sahip, parlamentonun tasdiki ile şekli ve organik anlamda kanun gücünü kazanacak olan genel düzenleyici işlemlerdir. 1982 Anayasasının 87. maddesi ile TBMM'ye Bakanlar Kuruluna belirli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma görev ve yetkisi verilmiştir. Olağan dönemlerde Bakanlar Kurulu, TBMM tarafından çıkarılan yetki kanunu çerçevesinde kanun hükmünde kararname çıkarma görev ve yetkisini haizdir. Bu kararnameler, hem şekil hem de esas bakımından Anayasa Mahkemesi'nin yargı denetimine tabidir.

Olağanüstü Hal ve Sıkıyönetim hallerinde ise kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi "Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kuruluna" aittir. Olağanüstü dönemlerde Anayasa tarafından verilen yetki ile kullanılan kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda kullanılabilecektir. Anayasa m.91/1'de sıkıyönetim ve olağanüstü hâller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği ifade edilmiş iken, olağanüstü dönem kanun hükmünde kararnamelerinde bu şekilde bir kısıtlama sözkonusu değildir. Olağanüstü dönem kanun hükmünde kararnameleri ile düzenlenemeyecek hususlar, yukarıda da ifade edildiği üzere Anayasa m.15'de sayılmıştır. Bu kapsamda yaşama, maddi ve manevi varlığın korunması, düşünce ve kanaatleri açıklamaya zorlanama ve dürüst yargılanma hakkı dışında kalan hususlarda olağanüstü dönem kanun hükmünde kararnameleri ile düzenleme yapılabilecektir.

Olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK'lerinin çıkarılmasında uyulacak usûl ve şekil, Bakanlar Kurulunun normal KHK'lerinde izlenen usûle benzemektedir. Anayasamızın 121'inci maddesinin 3'üncü fıkrasına göre, olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK'leri, "Resmî Gazetede yayımlanır ve aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisinin onayına sunulur; bunların meclisçe onaylanmasına ilişkin süre ve usûl İçtüzükte belirlenir". İçtüzüğün 128'inci maddesine göre ise, TBMM olağanüstü hâl ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamelerini otuz gün içinde görüşüp sonuçlandırır. TBMM,  olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK'sini reddedebilir, aynen  veya değiştirerek kabul edebilir. TBMM olağanüstü hâl KHK'sini reddetmiş ise, bu KHK, ret kararının Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlükten kalkar. TBMM'nin olağanüstü hâl KHK'leri üzerindeki onay, değiştirerek onay ve ret işlemleri parlâmento kararıyla değil, kanunla olmaktadır. Bu nedenle, onaylandıktan sonra, olağanüstü hâl KHK'sinin bir kanuna dönüşeceği kabul edilmektedir[1].

Anayasa m.148 uyarınca olağanüstü dönem kanun hükmünde kararnameleri Anayasa Mahkemesi denetimine tabi olmayıp, tek denetim mercii TBMM'dir. TBMM,  olağanüstü hâl ve sıkıyönetim KHK'sini reddedebilir, aynen  veya değiştirerek kabul edebilir. TBMM olağanüstü hâl KHK'sini reddetmiş ise, bu KHK, ret kararının Resmî Gazetede yayımlandığı gün yürürlükten kalkar. TBMM'nin olağanüstü hâl KHK'leri üzerindeki onay, değiştirerek onay ve ret işlemleri parlâmento kararıyla değil, kanunla olmaktadır. Bu nedenle, onaylandıktan sonra, olağanüstü hâl KHK'sinin bir kanuna dönüşeceği kabul edilmektedir[2].

4. Olağanüstü Hallerde Koordinasyon ve Yönetim

2935 sayılı Kanunun 12. maddesine göre olağanüstü hal ilanında koordinasyon Başbakanlıkça veya Başbakanın görevlendireceği bakanlıkça sağlanır. Bunun için, olağanüstü hal ilanına sebep olan konu ile ilgili bulunan bakanlıklar temsilcilerinden meydana gelen Olağanüstü Koordinasyon Kurulu kurulur. Ayrıca, bu Kurula iştirak eden bakanlıkların, merkez kuruluşları içinde aynı amaçla bir ünite görevlendirilebileceği gibi, özel bir ünite de teşkil olunabilir.

2935 sayılı Kanunun 14. maddesine göre olağanüstü halin uygulanmasında görev ve yetki, olağanüstü halin uygulanacağı bölgeye göre değişmektedir. Olağanüstü hal bir ili kapsıyorsa bu yetki il valisine, birden çok ilde ilan edilmesi halinde bölge valisine, birden fazla bölge valisinin görev alanına giren iller ile tüm yurtta ilan edilmesi halinde işbirliği Başbakanlıkça sağlanmak kaydıyla bölge valilerine aittir. Bu kapsamda, olağanüstü halin gerektirdiği hususlarda yönetim yetkisi doğrudan valiler eli ile kullanılmaktadır. Kanunun 13. maddesinde,  Bölge valiliği teşkilat ve birimlerinin görevleri saklı kalmak üzere, olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde; olağanüstü hal ilanını gerektiren olayları ve tedbirlerin uygulanmasını izlemek, değerlendirmek, bunlarla ilgili önerilerde bulunmak üzere bölge valisinin başkanlığında, görevlendireceği il valilileri ile diğer kamu kuruluşları yöneticilerinin, garnizon komutanı veya görevlendireceği bir temsilcinin üye olarak katılacağı bölge olağanüstü hal kurulunca yerine getirileceği düzenlenmiştir.

Olağanüstü hal kapsamında şiddet olaylarının boy göstermesi halinde valiler bu olayları, emrindeki kuvvetler ve bu iş için tahsis edilen kolluk kuvvetleriyle önlemeye ve bastırmaya çalışırlar. Kanun 21. madde ile kolluk kuvvetleri ile askeri birimleri doğrudan vali emrine vermekle, baş gösterebilecek şiddet olaylarının derhal önüne geçilmesini sağlamayı amaçlamıştır. Yine Kanunun 23. maddesi ile güvenlik güçlerine olağan dönemlerden farklı silah kullanma yetkisi tanınmıştır. Olağanüstü hal ilanından sonra kolluk kuvvetleri ile kendilerine görev verilen özel kolluk kuvvetleri ve silahlı kuvvetler mensupları, görevlerini yerine getirirken kanunlarda silah kullanmayı icap ettiren hal ve şartlardan herhangi birinin tahakkuku halinde, silah kullanma yetkisin haizdirler. Yine şiddet olayları sebebiyle ilan edilen olağanüstü halde silah kullanma yetkisini sahip bulunan güvenlik kuvvetlerinin teslim ol emrine itaat edilmemesi veya silahla mukabeleye yeltenilmesi veya güvenlik kuvvetlerinin meşru müdafaa durumuna düşmeleri halinde görevli güvenlik kuvvetleri mensupları doğruca ve duraksamadan hedefe ateş edebilirler.

5. Olağanüstü Hal Dönemleri Hak Kısıtlamaları ve Yükümlülükler

15 Temmuz sonrasında şiddet eylemleri sebebiyle olağanüstü hal ilan edilmiş olup, Hükümet tarafından yapılan açıklamalarda olağanüstü halin yalnızca terör eylemlerinin etkin şekilde soruşturulması için ilan edildiği, önlemlerin bu kapsamda alınacağı defaatle kamuoyuna bildirilmiştir. Bu kapsamda kanaatimizce ilan ile amaçlanan gözaltı sürelerinin uzatılması, arama ve elkoyma işlemlerinde süratin sağlanması gibi adli amaçlardır ve çıkarılabilecek olan Kanun Hükmünde Kararnamelerde genel itibariyle istihbarata ve adli sürece ilişkin düzenlemelere yer verilecektir. Hal bu olmakla birlikte Kanunda birçok sınırlamaya yer verilmiştir. Kanunda ifade bulan sınırlama ve tedbirler aşağıdaki gibidir.

- Bölgenin belirli yerlerinde yerleşimi yasaklamak, belirli yerleşim yerlerine girişi ve buralardan çıkışı sınırlamak, belli yerleşim yerlerini boşaltmak veya başka yerlere nakletmek,

- Resmi ve özel her derecedeki öğretim ve eğitim kurumlarında öğrenime ara vermek ve öğrenci yurtlarını süreli veya süresiz olarak kapatmak,

- Gazino, lokanta, birahane, meyhane, lokal, taverna, diskotek, bar, dansing, sinema, tiyatro ve benzeri eğlence yerleri ile kulüp vesair oyun salonlarını, otel, motel, kamping, tatil köyü ve benzeri konaklama tesislerini denetlemek ve bunların açılma ve kapanma zamanını tayin etmek, sınırlamak, gerektiğinde kapatmak ve bu yerleri olağanüstü halin icaplarına göre kullanmak,

- Bölgede olağanüstü hal hizmetlerin yürütülmesi ile görevli personelin yıllık izinlerini sınırlamak veya kaldırmak,

- Bölge sınırları içerisindeki tüm haberleşme araç ve gereçlerinden yararlanmak ve gerektiğinde bu amaçla geçici olarak bunlara elkoymak,

- Tehlike arz eden binaları yıkmak; sağlığı tehdit ettiği tespit olunan taşınır ve taşınmaz mallar ile sağlığa zararlı gıda maddelerini ve mahsullerini imha etmek,

- Belli gıda maddeleri ile hayvan ve hayvan yemi ve hayvan ürünlerinin bölge dışına çıkarılmasını veya bölgeye sokulmalarını kontrol etmek, sınırlamak veya gerektiğinde yasaklamak,

- Gerekli görülen zaruri ihtiyaç maddelerinin dağıtımını düzenlemek,

- Halkın beslenmesi, ısınması, temizliği ve aydınlanması için gerekli gıda madde ve eşyalarla her türlü yakıtın, sağlığın korunmasında, tedavide ve tıpta kullanılan ilaç, kimyevi madde, alet ve diğer şeylerin, inşaat, sanayi, ulaşım ve tarımda kullanılan eşya ve maddelerin, kamu için gerekli diğer mal, eşya, araç, gereç ve her türlü maddelerin imali, satımı, dağıtımı, depolanması ve ticareti konularında gerekli tedbirleri almak, bu yerlere gerektiğinde elkoymak, kontrol etmek ve bu malları satıştan kaçınan, saklayan, kaçıran, fazla fiyatla satan, imalatını durduran veya yavaşlatanlar hakkında fiilin işleniş şekli veya niteliği de nazara alınarak işyeri bulunduğu mahal için hayati önem taşımadığı takdirde işyerini kapatmak,

- Kara, deniz ve hava trafik düzenine ilişkin tedbirleri almak, ulaştırma araçlarının bölgeye giriş ve çıkışlarını kayıtlamak veya yasaklamak.

- Sokağa çıkmayı sınırlamak veya yasaklamak,

- Belli yerlerde veya belli saatlerde kişilerin dolaşmalarını ve toplanmalarını, araçların seyirlerini yasaklamak,

- Kişilerin, üstünü, araçlarını, eşyalarını aratmak ve bulunacak suş eşyası ve delil niteliğinde olanlarına el koymak,

- Olağanüstü hal ilan edilen bölge sakinleri ile bu bölgeye hariçten girecek kişiler için kimlik belirleyici belge taşıma mecburiyeti koymak,

- Gazete, dergi, broşür, kitap, el ve duvar ilanı ve benzerlerinin basılmasını, çoğaltılmasını, yayımlanmasını ve dağıtılmasını, bunlardan olağanüstü hal bölgesi dışında basılmış veya çoğaltılmış olanların bölgeye sokulmasını ve dağıtılmasını yasaklamak veya izne bağlanmak; basılması ve neşri yasaklanan kitap, dergi, gazete, broşür, afiş ve benzeri matbuayı toplatmak,

- Söz, yazı, resim, film, plak, ses ve görüntü bantlarını ve sesle yapılan her türlü yayımı denetlemek, gerektiğinde kayıtlamak veya yasaklamak,

- Hassasiyet taşıyan kamuya veya kişilere ait kuruluşlara ve bankalara, kendi iç güvenliklerini sağlamak için özel koruma tedbirlerini aldırmak veya bunların artırılmasını istemek,

- Her nevi sahne oyunlarını ve gösterilen filmleri denetlemek, gerektiğinde durdurmak veya yasaklamak,

- Ruhsatlı da olsa her nevi silah ve mermilerin taşınmasını veya naklini yasaklamak,

- Her türlü cephaneler, bombalar, tahrip maddeleri, patlayıcı maddeler, radyoaktif maddeler veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler ve boğucu gazlar veya benzeri maddelerin bulundurulmasını, hazırlanmasını, yapılmasını veya naklini izne bağlamak veya yasaklamak ve bunlar ile bunların hazırlanmasına veya yapılmasına yarayan eşya, alet veya araçların teslimini istemek veya toplatmak,

- Kamu düzeni veya kamu güvenini bozabileceği kanısını uyandıran kişi ve toplulukların bölge girişini yasaklamak, bölge dışına çıkarmak veya bölge içerisinde belirli yerlere girmesini veya yerleşmesini yasaklamak,

- Bölge dahilinde güvenliklerinin sağlanması gerekli görülen tesis veya teşekküllerin bulunduğu alanlara giriş ve çıkışı düzenlemek, kayıtlamak veya yasaklamak,

- Kapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklamak, ertelemek, izne bağlamak veya toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yer ve zamanı tayin tespit ve tahsis etmek, izne bağladığı her türlü toplantıyı izletmek, gözetim altında tutmak veya gerekiyorsa dağıtmak,

- İşçinin isteği, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller, sağlık sebepleri, normal emeklilik ve belirli süresinin bitişi nedeniyle hizmet akdinin sona ermesi veya feshi dışında kalan hallerde işçi çıkartmalarını işverenin de durumunu dikkate alarak üç aylık bir süreyi aşmamak kaydıyla izne bağlamak veya ertelemek,

- Dernek, faaliyetlerini; her dernek hakkında ayrı karar almak ve üç ayı geçmemek kaydıyla durdurmak,

- Anayasanın 121 inci maddesine göre, olağanüstü halin ilanına veya devamına sebep olan hallerin Türkiye Cumhuriyeti sınırları ve mücavir yurt bölgelerimiz üzerinde cereyan etmesi ve eylemcilerin eylemlerini müteakip komşu ülke topraklarına sığındıklarının tespit edilmesi durumunda, ilgili komşu ülke ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında varılacak mutabakat çerçevesinde, valinin talebi üzerine ilgili komutan, eylemcileri ele geçirmek veya tesirsiz hale getirmek maksadı ile, her defasında Genelkurmay Başkanlığı kanalı ile Hükümetin müsaadesi tahtında, ihtiyaca göre, Kara, Hava veya Deniz Kuvvetleri unsurları ile mahdut hedefli sınır ötesi harekât planlayıp icra etmek.

6. Sonuç

Yukarıda da ifade edildiği gibi, olağanüstü yönetim usulleri, kaynağını Anayasadan alan ve olağanüstü durumlarda uygulanan tümü ile hukuki yönetim usulleridir. Bu usuller, gerekli sebeplerin ortadan kalkması ile sona erdirilecek usuller olup, maksadı yalnızca bozulmuş olan olağan düzene dönüşün sağlanmasıdır. Hükümet tarafından olağanüstü halin yalnızca terör eylemlerinin araştırılması, önlenmesi ve suçluların etkin şekilde cezalandırılması amacıyla ilan edildiği ifade edilen olağanüstü hal sürecince, ilgili kolluk birimlerine yardımcı olunması, istenildiğinde kimlik belgelerinin takdim edilmesi, özellikle kolluk tarafından yapılan ihtar ve uyarılara uyulması, bu olağanüstü durumun bir an önce sona ermesi açısından önemlidir.

 


[1] http://www.anayasa.gen.tr/khk-bilgi.htm Çevrimiçi erişim tarihi: 21.07.2016

[2] http://www.anayasa.gen.tr/khk-bilgi.htm Çevrimiçi erişim tarihi: 21.07.2016