PONZİ RÜYASINDAN ÇİFTLİK BANK'A BİR DOLANDIRICILIK TÜRÜ OLARAK SAADET ZİNCİRLERİ

PONZİ RÜYASINDAN ÇİFTLİK BANK'A BİR DOLANDIRICILIK TÜRÜ OLARAK SAADET ZİNCİRLERİ

Av. Bilgehan Özdemir

İstanbul Barosu

 

PONZİ RÜYASINDAN ÇİFTLİK BANK'A BİR DOLANDIRICILIK TÜRÜ OLARAK SAADET ZİNCİRLERİ

Takasın yerini almasından bu yana bir değiş tokuş aracı olan para insan hayatında çok önemli bir yer aldı. Özellikle 21. yüzyılda artık maddi bir varlık olma özelliğini de dijital olmaya bırakan paranın güvenliğini sağlamak kolaylaşırken, haksız ekonomik çıkar sağlama peşinde olan kişilerin de imkanları bir o kadar arttı. Artık günümüzde cebimizde para taşımıyoruz, paramız bir bankanın veri sistemindeki rakamlardan ibaret. Hatta son dönemde kripto paraların tedavülü ile birlikte artık para devletlerin değil, bir şirketin ya da kuruluşların da piyasasını oluşturabileceği bir değer durumuna geldi. Bugün hem Ülkemizde hem de uluslararası piyasalarda kripto paraların güvenilirliğini ve geçerliliğini tartışıyoruz. Bu tartışmanın varlığı dahi esasında kripto paraların kendi varlık alanlarını oluşturduğunun delili mahiyetinde.

Altının yerini kaim değer olarak paranın almasından ve özellikle bankacılık sisteminin dijitalleşmesinden bu yana, haksız ekonomik çıkar sağlama amaçlı işlenen suçlarda da birçok yeni sistem meydana geldi. Bundan çok değil yirmi yıl önce hırsızlık yapabilmek için doğrudan paranın kendisinin çalınması, ya da dolandırıcılık için para veya para yerine geçen değerin mağdurdan doğrudan alınması gerekiyorken, Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık (TCK m.142/2-e), Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık (TCK m.158/1-f), Bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle menfaat sağlama (TCK m.244/4) gibi yeni suç türlerini düzenlemek, yeni suç tarifleri bulmak zorunda kaldık.

Yazımız tarihi itibariyle içeriği ve suç teşkil edip etmediği hususunda herhangi bir soruşturma bulunmayan Çiftlik Bank meselesi de anladığımız kadarıyla Ponzi tarzı dolandırıcılık fiilinin bilişim sistemleri kullanılması suretiyle desteklenmesinden oluşturulmuş yeni bir sistem, yeni bir kartopu dolandırıcılık, saadet zinciri vakıası gibi duruyor.

Bilindiği üzere Charles Ponzi 1906 yılında altmıştan fazla ülkenin kabulü ile bir nevi uluslararası hisse senedi gibi kullanılan posta kuponlarının farklı ülkelerde farklı değerlerde olmasından yola çıkarak bir sistem kurduğu iddiasıyla ortaya çıktı. Farklı ülkelerde farklı değerlerde olan posta kuponlarının ucuz olan ülkelerden alınıp, değeri fazla olan ülkelerde satılması halinde ciddi karlar elde edilebileceği kabulünden hareketle piyasada birçok kişiden para toplayan Ponzi, ilk müşterilerine 50 gün gibi kısa sürelerde yüzde elli civarında kar sağladığını açıkladı. Kısa sürede çok ciddi kazanç sağlandığını gören yeni yatırımcılar (!) sisteme dahil oldular. Ponzi?nin ofisinin önünde kuyruklar oluştu. İlk yatırımcılar, sonradan sisteme dahil olan yatırımcıların paraları ile karlarını aldılar, yani Ponzi sonradan gelen yatırımcıların paraları ile ilk yatırımcıların karlarını ödedi. Ancak sistemin bu şekilde devam edebilmesi için sürekli yeni yatırımcıların sisteme dahil olması gerekiyordu ve bu mümkün değildi. Ponzi hakkında bir soruşturma açılması ile mevduat kabul etmesinin yasaklanmasının üzerine sistem çok kısa süre içerisinde çöktü. Sonraki yatırımcıların paraları ilk yatırımcılara verilmişti ve son yatırımcıların paralarının ödenebilmesi için yeni yatırımcı da sisteme giremiyordu. Ponzi, 15 milyon Dolar parayı ödeyemeyince dolandırıcılıktan tutuklandı ve yargılamada sadece iki adet posta kuponu sattığını ispatlayabildi[1].

Ponzi sistemi dünyada ve Ülkemizde birçok kişi tarafından kullanıldı. Yakın zamanda Titan gibi saadet zincirlerinde aynı uygulamayı gördük. Çiftlik Bank sisteminde de kanaatimizce benzer bir uygulama gerçekleştirilmiş gibi görünüyor.

Çiftlik Bank sisteminde www.ciftlikbank.com adresi üzerinden sanal bir çiftlik oyunu oynanıyor. Burada bir çiftlikte bulunan tavuk, inek, arı gibi hayvanların sahibi oluyorsunuz ve bu hayvanlardan elde edilen ürünleri satarak para kazanıyorsunuz. Tabi bu oyunu gerçekçi kılan, muhtelif illerde bazı çiftliklerinin olması ve bu çiftliklerin reklam ve tanıtımlarının yapılması. Yani mağdurlar burada esasında bir çiftlikte belirli bir hayvanının olduğunu düşünüyor. Oyunun başında bir oyun altınına sahip oluyorsunuz ve papara ismi verilen kendi sistemi üzerinden para da yükleyebiliyorsunuz. Ancak asıl kazancınız sizin referansınızla sisteme dahil olan kişilerin kazançlarına da ortak olmanız. Oyun içerisinde tanıdığınız kişilere davetiye göndererek ve yeni kişileri sisteme dahil ederek onların yatırımlarından da kar payı alabiliyorsunuz. Bu şekilde hem sizin sahip olduğunuz hayvanlardan gelir elde ediliyor, hem de sisteme dahil edilen kişilerin elde ettiği gelirlerden ayrıca pay alınıyor. Bunların haricinde elbette farklı uygulamaları da var. Ayrıca sistem içerisinden paranın hesaba aktarılması da son derece basit bir işlem.

Netice itibariyle sistemde 511 milyon Lira toplanıyor, bu paranın 400 milyon Lirası ile sistemde dönüş sağlanıyor, yani yatırımcıların kar payları dağıtılıyor. Geri kalan 100 milyon Liranın üzerinde para ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti?ne gönderiliyor ve son olarak sistem kapatılıyor. Mesele özü itibariyle bir saadet zinciri, yani bir dolandırıcılık suçu örneği.

Bilindiği üzere dolandırıcılık suçunda fail, hileli hareketlerle bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlar. TCK m.157?nin gerekçesinde ifade edildiği üzere dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, gerçekleştirilen hilenin etkisiyle, bu hileye maruz kalan kişinin veya bir üçüncü kişinin zararına olarak fail veya bir başkasının menfaat elde etmesi gerekir. Çiftlik Bank örneğinde ve genel olarak saadet zincirlerinde fail tarafından öncelikle belirli bir kesime yüksek karlar dağıtılmaktadır. Yine somut olarak var olan bir kısım çiftlikler ile vatandaşların sisteme güvenmeleri sağlanmış, yapılan yüksek karlı reel ödemeler ve referans sistemi etkisi ile kısa sürede birçok kişi sisteme para girişi gerçekleştirilmiştir. Ödenen kar payları ve mevcut ekonomisinin çok altında olan görünüşte çiftlikler dolandırıcılık suçunda hile unsurunu oluşturmaktadır.

Dolandırıcılık suçunun ikinci unsuru zarardır. Yapılan hileli hareketlerle hileye maruz kalanın veya bir üçüncü kişinin zarara uğratılmasıdır. Somut olayda sistemin kapatılması ile birçok kişi yatırdığı parayı dahi alamamış, 100 milyon TL üzerinde para KKTC?ye aktarılmak suretiyle mağdurlar zarara uğratılmıştır.

Yine somut olayda profesyonel bir bilişim sistemi oluşturulmuş, bu sistem dolandırıcılık suçunun gerçekleştirilmesinde, paraların alınmasında ve yurtdışına çıkarılmasında temel teşkil etmiştir. TCK m.158/1-f?de dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi nitelikli hal olarak düzenlenmiş olup, gerçekleştirilen fiil kanaatimizce bu kapsamdadır.

Bankerler tarafından gerçekleştirilen dolandırıcılıkları, yurt dışı holdingler tarafından dini değerler kullanılarak yapılan soygunları, Titanları, Fazıl Akgündüz?leri gören vatandaşlarımız hala bu şekilde aldatmacalarla milyonlarca Lira zarara uğruyor. Ülkece tembelleştiğimiz son dönemde emek harcamaksızın kolay para kazanma isteği ne yazık ki birçok vatandaşımızı Dimyata pirince giderken elindeki bulgurundan ediyor. Bu tür dolandırıcılık fillerinde faillerin etkin bir şekilde kovuşturulmaması ve cezalandırılmaması da benzer fiillerin sürekli işlenmesine neden oluyor. Son olarak ifade etmek isteriz ki, Çiftlik Bank son örnek değil, şu an aktif olarak kullanılan başkaca yöntemler de var. Bu konuda hem vatandaşlarımızın hem de Devletin dikkatli olması gerekiyor.

 

 


[1] http://www.networkmarketingturkiye.com/ponzi-kimdir.html  Çevrimiçi Erişim Tarihi:13.03.2018.